1 Mayıs Mahallesi’nden Ekim Devrimi Okumaları

Ekim Devrimi’nin 100. yılında toplamda 5 oturumla tamamladığımız Fotoğraflarla Ekim Devrimi broşürünün okumasını gerçekleştirdik. 1850’lerdeki çarlık Rusya’sından, 1917 muzaffer proleter devrime kadar olan süreçleri ele almaya çalıştık. Yürütülen siyasi mücadeleleri, kurulmuş örgütleri, ortaya çıkmış büyük ayaklanmaları, yenilgileri ve tüm bunlardan gerekli dersleri çıkararak önder komünist partiyi yaratıp ekim devrimine öncülük eden Bolşevikleri ele aldık.

Rusya’da işçi sınıfının oluşum aşamasını çarlık rejimine karşı duruşlarının hangi aşamalardan geçerek şekillendiğini konuştuk. Sovyet nedir, amaç ve görevleri nelerdi bunlardan bahsederken Sovyetlerin içinde var olan komünistlerin oralara nasıl siyaset taşıdıkları hakkında bilgilendirmelerde bulunduk.

Okumalar sırasında soruları cevaplayan yoldaş Sovyetlerin çöküşünün komünist enternasyonalin tasfiye olmasından kaynaklı olduğunu belirtti.

İran’da komünistlerin karşıt görüştekilerle birleşip İran şahını devirmesiyle alakalı yöneltilen soruya yoldaş Bolşevizmin böyle bir karşı devrim yürüten burjuvazinin herhangi bir kesimiyle ittifakı asla desteklemediği, Çin’de olduğu gibi İran’daki bu durumunda Bolşevizmin pratikleri içinde olamayacağını, komünistlerin gücünü yürütmüş oldukları siyasetten aldıklarının altını çizdi.

Alenen savunulan düşüncelerini açık olarak iletebildikleri her yerde en doğru siyaseti yapacak olan komünistler kitlelerin içine bu şekilde siyaseti taşıyacak ve çoğalacaklardı. Ekim Devrimi de böyle bir pratiğin ürünüydü.

“Sovyetler madem bu kadar olumluydu, neden bozuldu?” sorusunun cevabı da komünist partideki bozulmadan kaynaklı olduğu cevabı verildi. Yani bizim sorumuz Sovyetlerin neden bozulduğu değil Komünist Parti’nin neden bozulduğu olmalı. Çünkü Komünist Parti bozulduğu için Sovyetlerin bozulması gerçekleşti.

Dünya nüfusunun 10’da 1inin yaşadığı Rusya’da toprak köleliğinin kaldırılmasıyla birlikte köylerden şehirlere akın eden insanlar ucuz iş gücünü doğurdu. Günde 14 saate varan çalışma sürelerinin ardınca işçiler rahatsızlıklarını dile getirmeye başladı ve bu da ilk örgütlü işçi gruplarının oluşmasına sebep oldu.

Çernişevski, Narodnik hareketle birlikte çarlığın silahlı bir ayaklanma sonucu yıkılması gerektiğini ve köylü komünlerden oluşan sosyalist bir toplumun oluşması gerektiğini savunuyordu. Aynı dönemlerde işçilerin dışında çarlığa karşı mücadele veren devrimci akımların mücadeleleri de sürüyordu.

1876’da kurulan Toprak ve Özgürlük hareketi Rusya’nın önemli hareketlerinden biri olmuştu.

Köylülüğü doğuştan devrimci sınıf olarak gören bu hareket köylülerin gücünü çarlığı yıkma hedefine doğru yönlendiriyordu. Yükselen işçi sınıfının da farkında olan bu hareket onları ikincil güç olarak görüyordu. Eylemlerinde köylülerin isyanlarını ve terörizmini benimsiyorlardı.

Bolşevizmle farkı aslında bur da ortaya çıkıyordu. Bolşevizm bu hareketin tam tersine bir düşünceye sahipti.

RSDİP, bu ortamda merkez parti ihtiyacını karşılayacaktı. Komünistlerin kitlelere propaganda yaparak silahlı bir ayaklanmayı savunan komünistleri birleştirmek gerek amacıyla toplandılar. Fakat ilk kongre baskına uğrayınca Lenin dağılan komünistleri tekrar bir araya getirmek için uğraşacaktı.

Lenin’e göre işçi sınıfına devrim yolunda önderlik edebilmek için önce komünist bir parti yaratılmalıydı. Lenin katı disiplinli, merkeziyetçi bir parti öngörüyordu. Bunun için kurmak istediği partiyi RSDİP içindeki devrimci düşünceye sahip kişilere anlatmalı ikna etmeliydi. Bu da bir ayrıştırmayı getirecekti, Lenin bu ayrışma olmadan böyle bir partinin kurulamayacağını söylüyordu.

Lenin, bu partinin kurularak iktidarı hak eden işçi sınıfının desteklenmesinden, onlara siyaset götürülmesinden, silahlı mücadelelerinde yönlendirilme yapılmasından, örgütlü mücadelelerine sebep olmaktan bahsediyordu.

RSİP’in 2. kongresinde gerçekleşecek olan ayrışmanın temel sebeplerinden biri, kim örgüt üyesi olacak sorusuna verilen cevaplardı. Menşevikler, kurulacak partiye bağış veren herkesin örgüt üyesi sayılabileceği söylerken Bolşevikler böyle bir durumda bağış veren herkesin örgütün kararlarında söz sahibi olacağını, bu durumda bunun kitle örgütüne dönüşeceğini ve bununda devrimci önder-öncü parti olmasına engel olacağını söylüyordu. Üyeler hem bağışını vermeli hem de siyasi mücadele alanlarında fiziki olarak bulunmalı, örgütlü mücadelede yer almalıydı.

Lenin tarafından “Ne yapmalı?”‘da şöyle söyleniyordu.

” Kaynaşmış bir grup halinde sarp ve zorlu bir yolda birbirimizin ellerine sıkı sıkıya sarılmış olarak ilerliyoruz. Düşman tarafından her yandan sarılmış durumdayız ve bunların ateşi altında hemen hemen hiç durmadan ilerlemek zorundayız. Özgürce benimsediğimiz bir kararla düşmanla savaşmak amacıyla daha başında kendimizi tek başına bir grup olarak ayırdığımız için uzlaşma yerine mücadele yolunu seçmiş olduğumuz için bizi suçlayan kimselerin bulunduğu yakınımızdaki bataklığa çekilememek amacıyla birleşmiş bulunuyoruz. Ve şimdi aramızdan bazıları şöyle bağırmaya başlıyorlar. ” Gelin bataklığa gidelim! ” . Ve onları ayıplamaya başladığımız zaman da karşılıkları şu oluyor. ” Ne geri insanlarsınız! Sizi daha iyi bir yola çağırma özgürlüğünü bize tanımamaktan utanmıyor musunuz?”

Evet beyler,

Yalnızca bizi çağırmakta değil istediğiniz yere hatta bataklığa bile gitmekte özgürsünüz. Aslında bize göre sizin gerçek yeriniz bataklıktır. Oraya ulaşmanız için size her türlü yardımı yapmaya da hazırız. Yeter ki ellerimizi bırakın, yakamıza yapışmayın ve o büyük özgürlük sözcüğünü kirletmeyin. Çünkü biz de dilediğimiz yere gitmekte özgürüz. Yalnızca bataklığa karşı değil yüzlerini bataklığa doğru çevirenlere karşı da savaşmakta özgürüz.”

Yürüttüğümüz tartışmalarda kimi zaman Lenin’den ve Marx’tan alıntılar yaparken, genellikle de bütün bu mücadelelerden süzülmüş derslerin ışığında komünist bir dünya kuruluncaya dek belirlenmiş olan ilke ve esaslara başvurduk.

İşte komünist bir dünyayı inşaa etmeyi amaçlayanların kurmuş oldukları dünya komünist partisi olan, komünist enternasyonalin ilk dört kongresinin ilke ve esaslarına bağlı kalarak, politik mücadele yürütenleriz. Bu ilke ve esaslara sahip çıkarak, bu mücadeleyi büyütme iddiası taşıyanlarla aynı parti mücadelesinde buluşmaktır gayemiz.

Devrim İçin Devrimci Parti, Parti İçin komünistlerin Birliği!

1 Mayıs Mahallesi’nden Komünistler