Boğaziçi Üniversitesi’nde Protesto

Boğaziçi Üniversitesi’nden Atılan Akademisyen İçin Rektörlük Önünde Protesto

YÖK’ün sözleşmesini yenilemeyerek üniversiteden ihraç ettiği Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Noemi Levy-Aksu hakkında kamuoyu oluşturmak amacıyla tarih bölümü öğrencileri, Mart ayı itibariyle üniversitede bir nöbet başlattı. “Tarihin Nöbeti” ismiyle kampüs meydanında kurulan çadır, ihraç edilen akademisyenlerin de davet edildiği bir söyleşi-açık ders alanına evrildi. Biz de açılışından itibaren çadıra destek verdik ve faaliyetlere aktif şekilde katıldık. Bizimle birlikte nöbetteki öğrencilerin bir bölümü atılan hocalarının davasını; KHK’lar, OHAL ve AKP iktidarının üniversiteler üzerinde yürütmek istediği ideolojik dönüşüm ile birleştirerek siyasi bir söylem ve mücadele hattının oluşturulması gerektiğini savundular. Bölümdeki öğretim üyeleri ve bir bölüm öğrenci ise, düşünce özgürlüğü ve akademik özgürlük söylemiyle Noemi Levy-Aksu’nun şahsına odaklanan bir kampanyada ısrarcı oldular. Sonuç olarak siyasi içeriği muğlak fakat disiplinli ve düzenli işleyen bir nöbet çadırı, dönem sonuna dek devam etti.

Sözleşme iptali kararını alan YÖK’e ve bunu uygulayan Boğaziçi Üniversitesi’ne dava açan Levy-Aksu’nun davasında üniversite yönetiminin, yürütmenin durdurulması hakkındaki talebin reddini istemesi öğrenildiğinde nöbeti tutan öğrenciler rektörlüğü protesto eylemi kararı aldı. Bu noktada bizim müdahalemiz sonucu çağrı metnine; son günlerde üniversitede artan güvenlik uygulamaları, içki yasağı girişimleri ve rektörün atandığı Kasım ayından bu yana süren tartışmalar da dahil edilince yaklaşık 300 kişilik bir kitle ile 8 Mayıs günü rektörlüğün önünde toplanıldı. “HAYIR! Üniversiteyi saraya ve kayyumlara teslim etmeyeceğiz.”, “OHAL bahanesine son! Hukuksuzca işten atılan hocalarımızı geri alacağız.” pankartları açıldı. Kitle “kayyum rektör”ün alana gelerek açıklama yapmasını talep etti, sonrasında ise 100 kişilik bir kalabalık rektörlüğe girme girişiminde bulundu. Bu sırada araya giren akademisyenler ile tartışma yaşandı, eylem sonrasında muhtelif platformlarda akademisyenler eylem kırıcılık ve irade zayıflığı ile suçlandı. Rektörlük kapısında akademisyenler öğrencilere rektörün 5 kişilik bir temsilci grubuyla görüşeceğini söyledi, öğrencilerin ısrarı üzerine 30 kişilik temsilci grubuyla görüşme ayarlandı. Bu sırada rektörlüğün kapısına “Mutlaka kazanacağız!” pankartı asıldı ve görüşmeye girmeyen öğrenciler rektörlük önünde bir arada durmaya devam ettiler. Yaklaşık 5 saat boyunca süren eylemlilikte kitlenin görece kararlı duruşu ve sonrasında üniversite kapısına koyulan X-Ray cihazlarının kaldırılması, öğrencilerin eylemliliğe dair görüşlerinde olumlu etki yarattı. Böylece dönem başından beri birçok eylem düzenlenen Boğaziçi Üniversitesi’nde, giderek sönümlenen bir eylem grafiğinin ortaya çıkması da engellenmiş oldu.

KöZ’ün arkasında duran komünistler olarak AKP ve sarayın saldırılarının ancak kitlesel eylemlerle göğüslenebileceği düşüncesinden hareketle, okuldaki eylemlerde ileri çıktık ve inisiyatif alacak bir konumda olduğumuzu göstermiş olduk. Tarihin Nöbeti’nin, AKP ve saray karşıtlığına kanalize olarak siyasallaşması için mücadele ettik. Bunu tamamen başardığımız söylenemez zira Tarihin Nöbeti bazı akademisyenlerin telkin ettiği gibi Hisarüstü Hayır Platformu’yla ve okuldaki diğer politik kesimlerle bir araya gelmedi. Bu tutumu apolitizm olarak değerlendirdik ve karşısında durduk. Apolitizme rağmen Tarihin Nöbeti’ne dâhil olmayı “başarabilmiş” devrimci siyasete ilgili arkadaşlarımıza, her fırsatta kısmi mücadelelerin ortak bir siyasi hedef doğrultusunda buluşturulması için gereken devrimci partiyi nasıl yaratacağımızı ve platformumuzun güncel siyasete dair görüşlerini aktarmaya çaba gösterdik.

OHAL’e ve Kayyumlara Hayır!
AKP’den Hesabı Ezilenler Soracak!
Boğaziçi Üniversitesi’nden Komünistler