Marksizm Leninizm Okumaları: Ulusal Sorun

Çalışma yürüttüğümüz alanda güncel siyasal gelişmeler olduğu gibi, teorik ve platformumuzun amaç ilkeleri konularında içeren sohbetler ve söyleşiler düzenlemekteyiz. İki haftada bir düzenli yaptığımız bu söyleşilerde önümüzdeki iki ay için 4 başlıkta okumalar koyduk. Marksizm-Leninizm okumaları ana başlığı altında ulusal sorun, devlet ve iktidar, ekim devrimi ve diğer devrimler, Türkiye devrimci hareketi başlıklarını belirledik. Bu okumaları çalışma yürüttüğümüz kurum da dahil olmak üzere mahallemizdeki diğer kurumlarda yapmaktayız.
Referandum ve 1 Mayıs değerlendirmesi başlığıyla yaptığımız söyleşinin ardından geçtiğimiz Marksizm Leninizm okumalarının ilki olan ulusal sorun başlıklı söyleşiyi gerçekleştirdik. Bu söyleşideki gayemiz ise Marksizm ve Leninizm’in ulusal sorun hakkında ortaya koyduğu tezler ve bunların en net olarak ilkesel tutum haline geldiği Komüntern’in ikinci kongresindeki ulusal soruna dair tespitler ve alınan kararların altını çizmek ve közün arkasında duran komünistlerin bu çizginin takipçisi olduğunu vurgulamaktı. Bu sebepten ötürü bu söyleşide sunum yapan yoldaşlar Marx ve Engelsin ulusal soruna ilişkin özelliklede İrlanda meselesi üzerine yazdıkları pasajlardan örnekler verdiler. Ardından da Komünter’in belgelerindeki ulusal soruna dair tezlerin üzerine sunum yaptılar. Bu sunumda ise aşağıdaki kısımları öne çıkardılar.
“Komünterin’in ikinci kongresinde ulusal sorun konusunda yürütülen tartışmalar neticesinde ulusal soruna ilişkin şu tespitler yapılmıştır.

1. Temel Fikir
Ezen ulus ile ezilen ulus arasında ki ayrım önemlidir. Bu emperyalizmin en önemli özelliğidir. Bu ayrıma göre dünya halklarının bir sürü ezilen ulusun yanında büyük bir zenginliğe ve güçlü silahlı kuvvetlere sahip bir avuç ezen ulus olarak ikiye bölünmesidir. Ezilen uluslar tam sömürge ya da yarı sömürge uluslardan oluşmakta ve dünya nüfusunun %70 inden fazlasını oluşturmaktadır.

2. Temel Fikir
Emperyalist paylaşım savaşını takip eden bugün ki durumda karşılıklı ilişkileri küçük bir emperyalist grubun Sovyet Rusya önderliğindeki Sovyet hareketine ve Sovyet devletlerine karşı yürüttüğü mücadele belirlemektedir. Bu temel doğrultusunda emperyalist güçlerin bu birleşik işbirliğine karşı komünistler olarak dünyanın en ücra köşesinde ki bir ezilen ulus için bile sömürge sorunu ele alınmalı ve ulusal soruna bu temelde bakılmalıdır.

3. Temel Fikir
Geri kalmış ülkelerde ki demokratik burjuva hareketi sorunu önemlidir. Bu konu üzerine yapılan tartışmalarda çeşitli fikir ayrılıkları yaşanmış ancak sonuç olarak burjuva demokratik hareket yerine ulusal devrimci hareketten söz edilme kararı alınmıştır. Her ulusal hareket burjuva demokratik hareket olarak adlandırılabilir. Çünkü geri kalmış ülkelerde ki nüfusun çoğunluğunu burjuva kapitalist ilişkileri temsil eden köylüler oluşturmaktadır. Sanayileşmenin az olduğu ya da hiç olmadığı bu toplumlarda proletarya partilerinin kurulması mümkün olsa bile köylü ittifakı olmadan onları örgütlemek mümkün olmayacaktır.
Ezilen ulusların burjuvazisi kendi çıkarları için emperyalist ezen ulusların burjuva hareketleri ile işbirliği içindedir. Bu nedenle burjuva demokratik hareketleri desteklenemez. Ancak bu desteklenemez tespiti ezilen ulusların kendi kaderini tayin hakkının önüne geçen bir etmen oluşturmaz, oluşturmamalıdır da. Komünistlerin ezilen ulusların mücadelesinde somut olarak destekleyeceği hareketler ise ulusal devrimci hareketlerdir ve bu hareketlere devrimci niteliğini kazandıran belli başlı etmenler vardır. Bunların en başında da; başka bir ulusu tahakküm altında tutmaması ve tutmayacak olması, kitleleri silahlandırması ve komünistlere örgütlenme zemini sunması gelir. Çünkü ancak ve ancak hem ezilen ulusun hem de ezen ulusun proleterlerinin kurtuluşu böylesi bir mücadelenin sonucunda gerçekleşebilecektir.”
Bu tespitler ve belirlemeler üzerinde yapılan tartışmalara ek olarak sunum yapan yoldaşlar, Sovyet tipi örgütlenme, işçi köylü ittifakı, komünist parti ve dünya komünist partisi konularının ezilen uluslar konusuyla olan bağları üzerine de konuştular. Yaşadığımız topraklardan Kuvayı milliye hareketinin böylesi bir ulusal devrimci hareket olmadığı bu nedenlerde komünistlerin sahip çıkıp destek verecekleri bir mücadele olmadığının altını çizdiler. bu örneğe ek olarak Çindeki Çin komünist partisinin Komintang ile yaptığı ittifakın yanlışlığını ve Komüntern’in 2. kongresinde ortaya koyulan tezlere uymadığını, zaten sonuçlarıyla da 2. kongredeki tezlerin gerçekliğinin ispat edilen acı bir deneyim olduğunu vurguladılar. Bunlara benzer örnekler ve günümüzdeki siyasal gelişmelerin de ele alındığı sohbette, Közün arkasında duran komünistlerin komünist enternasyonalin ilk 4 kongresinde ortaya konulan ilke ve esasların takipçisi olduklarını ve bu mücadele deneyimlerini daha da geliştirip bu topraklarda proleter bir devrime öncülük edecek komünist partiyi kurmayı hedeflediklerini vurgulayarak sunumlarını bitirdiler.
Kahrolsun Ezen Ulus Şovenizmi!
1 Mayıs Mahallesi’nden Komünistler